MENÜ

HABERLER

TR EN
SEMİHA BERKSOY & NURI KUZUCAN
SEMİHA BERKSOY & NURI KUZUCAN
09.03.2019
KARMA SERGİ | 'FÜG', EVLİYAGİL MÜZESİ, ANKARA

Küratörlüğünü Nilüfer Şaşmazer’in üstlendiği “Füg” sergisinde, Müze Evliyagil Koleksiyonu ve koleksiyon dışı üretimlerden, Semiha Berksoy ve Nuri Kuzucan’ın da aralarında bulunduğu 16 sanatçının eserleri bir araya geliyor.

Latincede “uçmak, kaçmak” anlamlarına gelen “fuga” sözcüğünden türeyen füg deyişi, müzik tarihinde ilk olarak XIV-XV. yüzyıllarda kullanıldı. Başlarda kanon tekniğiyle benzer özelliklere sahip olan ve çeşitli şekillerde kullanılan füg, güncel anlamını 18. yüzyılda kazandı. Barok dönemde J. S. Bach’ın “Füg Sanatı” adlı eseriyle doruk noktasına ulaşan teknik, müziğin ötesine geçerek önce edebiyatta, düz yazı ve şiir formlarında; daha sonra ise görsel sanatlarda etkili oldu. Her iki alanda da biçimsel deneylerin bir sonucu olarak ortaya çıkan fügal yapı, bir tür dinamizm ortaya çıkardı. Füg tekniğinin polifonik yapısı müzikal-edebi çalışmalarda sayısız olasılığa yer açarken, görsel sanatlarda özellikle soyut ve yarı-soyut eserlerde iz bıraktı. Kelimenin kökündeki kaçma eylemi (fuga), zaman içinde başka anlamlar yüklenen kaçak (fugitive), sığınak (refuge), sığınmacı (refugee) gibi kelimeler türetti. Daha ziyade mekansal anlam taşıyan bu sözcüklerin yanı sıra zamansal bir kaçışı da işaret eder oldu: Ele geçirilemez, yakalanması zor, uçucu, geçici anlamlarını kazandı. Fügün müzikte sahip olduğu dinamizm ve canlılık; hareket ve geçicilik fikriyle birleşince sanatın önemli ilham kaynaklarından birine dönüştü.

MENÜ
YÜKLENİYORYÜKLENİYOR